Zor Zamanlar, Güçlü İnsanlar

Osmanlı Devleti, 19. yüzyılda askeri , siyasi , ekonomi , diplomasi ve diğer birçok alanda diğer devletlerden geri kalmış, 20. yüzyılın başındaki I. Dünya Harbi’nden sonra yıkılma faslına geçmişti. Ancak imparatorluktan yıkılışa geçmiş bir devletin küllerinden yeniden doğmasını ,yükselmesini sağlayan bir avuç vatansever ve yıllardır devletten bir icraat görmemiş, sadece asker ve insan gücü olarak kullanılmış Türk halkı sağlamıştı.

İmparatorluğun son döneminde diğer devletlere göre geri kaldığını fark eden Osmanlı Devleti, askeri, tıbbiye ve mühendislik alanında birçok ıslahat yapmaya başlamıştı. Mektebi Tıbbiye , Mektebi Harbiye, Mektebi Mülkiye ve birçok askeri ve siyasi idadiler açılmış; eskiden sadece belirli zümrelerin eğitim almasından ziyade artık imparatorluğun her tarafındaki gençler bu okullarda eğitim almaktaydı. Bu okullardaki seçicilik sayesinde zeki , çalışkan , disiplinli insanlar belirlendi ve çöken imparatorluğa bir direnç mekanizması geliştirilmeye başlandı.

O dönemlerde sürekli savaşlar meydana geldiği için yapılan gelişmelerin bir çoğu askeri ve tıbbiye alanındaydı. Ancak bu alanlarda eğitim alanlar sadece ilgili alanın dersini değil, mühendislik ve yönetim alanında da dersler almaktaydı. Bir topçu subayının mühendislik bilgisine sahip olması gerekirken, bir kurmay subayı lojistik, harekat bilgisine sahip olması gerekmekteydi. Hulasa askeri ve tıbbiye alanındakiler diğer zümrelere göre daha modern , bilgili olmak zorundaydı.

Birçok modernlik batı dünyasında gerçekleştiği için batıya hayranlık bu dönemde artmıştı. Ancak sürekli cereyan eden savaşlar ( ve birçoğunun kaybedilmesi) batıya duyulan hayranlığı bir karşılaştırma ve buna müteakip ve rekabete dönüştürmüştü. “Onlar başarabiliyorsa biz de başarabiliriz” düşüncesi dönemin insanında “iyi” olmayı zorunlu kılmıştı.

Bu gelişmelerle beraber toplumda Namık Kemal ve arkadaşlarıyla başlayan “vatan” kavramı ortaya çıkmıştı. Bu düşünceler sayesinde dönemin modern insanında bireysel olarak başarılı olmaktan ziyade toplum olarak güçlü ve başarılı olmak zorunda hissiyatı oluşmuştur. Bir toplumun gelişebilmesi için insanlarının bireysel olarak yetenekli , teknik , disiplinli olması yetmez; insanların bu becerilerini yönlendirebileceği ahlaki ve toplumsal sorumluluklar da gerekir. Vatan , hürriyet kavramları ve batı toplumlarına karşı kaybedilen savaşlar toplumda bu düşüncelere hayat vermiş ve kalplerinde yer etmiştir.

Ancak bu kadar seçkin insan yetişmesine rağmen imparatorluk çökmek üzereydi. Devletin sistemi yetersizdi, mali olarak çökmüştü. Usulsüzlükler arşa çıkmıştı, sanayi eksik tarıma dayalı bir toplum mevcuttu. Bunca soruna rağmen elinde olanağı olmayan ama potansiyeli yüksek , bilinçli bir nesil ortaya çıkmaya başlamıştı.

Bu zorlu şartlar insanlarda iki durumu ortaya çıkarabilir:

  • Yılgınlık
  • Sorumluluk

Çökmüş bir imparatorluğu gören dönemin kadrosu, “ben yetişemezsem memleket çöker” düşüncesindeydi. Bu his ağırdır , insanı büyütür. Rahat zamanlarda sorumluluk hissetmeden belirli konumlara gelen insanlar; liyakatsizliği, ortamda dönen dolapları normal görürler. Yıkılış döneminin insanı ellerinde yetki olmadan sorumluluk hissetmiş , idareye geçtikleri andan bıraktıkları son ana kadar kendilerini bu uğurda yeri geldiklerinde kendilerini feda etmiştir.

Devletin çöküşünü gördüler, Avrupa’nın üstünlüğünü gördüler, toplumun acısını iliklerine kadar yaşadılar, sert bir eğitimden geçtiler. Sonunda vatan ve sorumluluk bilinci ile yoğruldular ve alanlarının en iyisi oldular. Askerine giyecek çarık bulamadan, kağnılarla ve sırtlarında taşıdıkları toplarla , silahlarla sadece Avrupalılara karşı değil, kendi içimizde çiğ süt emmişlere karşı İstiklal Savaşı’nı verdiler. Son sözü Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözüyle bitirmek isterim:

“Bir fikre kendini adayanlar; amaçları uğrunda her türlü zahmet ve fedakarlıktan zevk alırlar”

Yorumlar

“” için bir yanıt

  1. Ahmet Taş avatarı
    Ahmet Taş

    Vatanın , milletin bütünlüğü için her zaman fedakarlara ihtiyaç vardır. Türk milletinin içinden her zaman fedakarlar eksik olmayacaktır. Çok isabetli tespitler yapmışsın. Tebrik ediyorum. Geleceğimiz fedakar gençlerin omuzlarında ve kalemlerinde yükselecektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir